Cafer SARIGÜL


Filistinde engelli olmak

Vatanlarını savunurken engelli olmuşlardır. Aslında onlara engelli demek doğru değil çünkü onlar bir kahraman, bir gazidir


FİLİSTİN'DE ENGELLİ OLMAK!

Önceki dönemlerde sakatlar diye tanımlanan daha sonra "özürlüler",
son yıllarda da "engelliler" olarak adlandırılan bu çok kalabalık gruba
ilgi 2. Dünya Savaşından sonra yüz binlerce insanın sakat kalmasıyla
başlamıştır. Filistin'de ki durum ise çok daha farklıdır. Aslında her şey
1948 yılında İngiliz'lerin  desteğiyle, siyonist İsrail devletinin kurulması
ve hemen ardından başlayan Arap- İsrail savaşlarında savası İsrail'in
kazanmasıyla başlamıştır. Batı'nın özellikle İngilizlerin desteğiyle İsrail
savaşı kazanınca, büyük bir bölümü Osmanlı'nın mirası olan
ortadoğu kan gölüne dönmüş ve huzur kalmamıştır. 

Ortadoğu'nun çıban başı olan İşgalci  İsrail BM. Kararlarına
rağmen işgal ettiği  toprakları her geçen yıl daha da artırmış,
buna karşı gelen Filistin halkına her türlü zulmü reva görmüş,
100 binlerce kişiyi öldürmüş ve yaralamıştır. Bu gün Filistin'de
engelli 300 bin kardeşimiz bulunuyor. Doğuştan engelli olanların
dışında bu kardeşlerimizin büyük çoğunluğu siyonist İsrail askerlerine
direnirken, Vatan'larını savunurken engelli olmuşlardır.
Aslında onlara engelli demek doğru değil çünkü onlar bir kahraman,
bir gazidir onlar İşgalci İsrail askerlerine direnirken, Vatan'larını
savunurken ya şehit yada gazi olurum düşüncesiyle hareket etmiştir.
Bizlere sorulsa bir daha   dünya ya  gelecek olsan nerede gelmek
isterdin diye, herhalde bir çoğumuz bulunduğumuz şehirde,
bulunduğumuz mahallede Dünya 'ya gelmek istediğimizi söyleriz.
Bu çokta anlaşılabilir bir şeydir. Ama aynı soru Gazze'de, Kudüs'te
veya  filistin'in başka bir bölgesinde yaşayan kardeşimize sorulduğunda
aynı cevabı alıyorsak bunu düz mantıkla izah etmek pek mümkün değildir.
Filistin'de yaşayan bir Anne, bir Baba ya annesini ya babasını
ya eşini yada evlatlarından biri ya şehit yada gazi olmuştur.
Hâl böyleyken nasıl olur da  ben yine de Gazze'de,  Kudüs'te
kısacası Filistin'de Dünya'ya gelmek isterdim diyebilir  bunu düz
mantıkla anlamak çokta mümkün değil.

Peki aynı cevabı alacağımızı nereden biliyoruz, biliyoruz çünkü
İşgalci İsrail rejimi orada ki kardeşlerimize   evlerinin değerinden
20-30 katı daha fazla para teklif ediyorlar bu evi bize sat diye onlar
asla bunu kabul etmiyor. Benim Babam bu evde doğdu, ben bu evde
doğdum, benim çocuklarım bu evde doğdu,  torunlarım da bu evde
doğacak diye  teklifleri geri çevirdiklerini bir çoğumuz İnternet'ten seyretmişizdir.
Aslında evlerini satsalar Avrupa'daki her hangi bir ülkede 4-5 tane ev alıp
bir tanesin de oturur diğerlerini de kiraya verip krallar gibi yaşayıp giderler.
Ama onlar bunu yapmıyor mücadeleyi seçiyorlar, bu yüzden de İsrail
askerleri tarafından evleri yıkılıyor, daha geçen gün Gazi (engelli)
bir kardeşimizin evini yıktılar. Onlar gazi (engelli) siyle her hangi
bir engeli! Olmayanıyla mücadelesini sürdürüyor,  hatta 
3 Aralık Dünya engelliler günü münasebetiyle hemen, hemen her sene
Aralık ayında çeşitli yarışmalar düzenleyerek kısa mesafeli engelli koşusu,
İsrail saldırılarında tek bacağını kaybedenlerin  katıldığı tek bacaklı bisiklet 
yarışmalari gibi etkinliklerle bütün Dünya'ya seslerini daha iyi
duyurabilmek için canhıraş bir şekilde çalışmaları nı sürdürüyorlar.

Peki  biz bu konuda yeteri kadar duyarlı mıyız? Yada bu konuda
neler yapıyoruz? En azından dua edebiliyormuyuz?  Dua elbette
ki çok önemli ama O kardeşlerimiz için dua etmekten başka şeylerde
yapmalıyız. Bu konuda faaliyette bulunan birçok sivil toplum kuruluşu
var bunlar vasıtasıyla o kardeşlerimize yardım elini uzatabiliriz
unutmayalım ki Filistin'in, Hamas' ın efsane liderlerinden Şeyh Yasin
Allah'ım Ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum demişti.

 

Hayatının büyük bir bölümünü tekerlekli sandalye'ye bağlı
bir engelli olarak geçiren Şeyh Yasin 8 yıl
Siyonist İsrail hapis
hanelerin de her türlü işkencelere maruz kaldığı halde inancından
ve kutlu davasından asla taviz vermemiş, son nefesine kadar
Siyonistlerin korkulu rüyası olmuş ve 22 mart 2004 yılında İsrail'in
Gazzeye  yönelik  bir hava saldırısında roketle şehit edilmiştir.
Allah c.c rahmet etsin,  mekân-ı cennet, makamı âli olsun İNŞALLAH
 Şikayet eden aramızdan ayrıldığı için şikayetini geri alması mümkün
olmayacaktır. Gelin hep beraber biz kendimizi kurtaralım, 
nasıl olsa onlar kendilerini kurtaracaklardır.

Tıpkı Amerikalı insan hakları savunucusu Rachel Corrie'nin kendisini kurtardığı gibi.

Engellerin kalktığı bir Dünya'da yaşamak ve dualarda buluşmak ümidiyle
ALLAH'A emanet olun.